DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ



betpas önerdiğimiz bir sitedir.

Koronavirüs endişesi nedeniyle, Diyarbakır’ın sembol mekanları boşaldı

 

Tüm dünyaya yayılan koronavirüs vakalarının Türkiye’de de görülmesinin ardından, alınan tedbirler kapsamında sosyal hayatın kısıtlanmasına karar verildi. Yetkililerin aldığı önlemler ve önerilen korunma yöntemlerine uyan vatandaşlar da toplu ortamlarda bulunmamaya ve gerekmedikçe sokağa çıkmamayı tercih etti. Diyarbakır’da işletmeler kepenk indirdi, vatandaşlar da evlerinde kaldı. Yerli ve yabanca turistlerin de ziyaret ettiği kentte tarihi mekanların, alınan tedbirlerin ardından boşaldığı görüldü. Kentin sembol yapılarından On Gözlü Köprü’yü ziyaret eden İskender İskenderoğlu, alınan tedbirlere herkesin uyması gerektiğini belirterek, kalabalık yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.

‘HEM KENDİMİN, HEM ÇEVREMİZİN SAĞLIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ’Koronavirüs nedeniyle evde kalmaya karar verdiğini anlatan Aydın Selçuk, kısa süreliğine On Gözlü Köprüsü’ne geldiğini söyledi. Koronavirüs salgını öncesinde On Gözlü Köprüsü’nde insanların yoğunluğu olduğunu ifade ederek, “Koronavirüs nedeniyle devletimizin aldığı tedbirlere uyuyoruz. Bu şekilde bir hayat sürdürüyoruz. Sağlık Bakanımızın çalışmalarını takdir ediyoruz. Gece gündüz demeden çalıştığı her halinden belli. Haberlerden takip ediyoruz. Özellikle sosyal yaşam alanları olan alışveriş merkezinde virüsle alakalı gerekli tedbirlerin alındığını düşünmüyorum. Biz de zaten pek fazla gitmiyoruz. Mümkün olduğunca sakin yerlerde hava almak maksadıyla çıkıp çok kısa sürede evlerimize dönüyoruz. Hem kendi sağlığımız için, hem milletçe sağlığa dikkat etmek için biz de kendimizce devletimizin aldığı tedbirlere uyuyoruz” diye konuştu.

OTOBÜS TERMİNALİNDE SESSİZLİKKoronavirüs tedbirleri nedeniyle sessiz kalan yerlerden biri de Diyarbakır Şehirlerarası Otobüs Terminali. Türkiye’nin batı ve doğu illerine birçok seferin yapıldığı Diyarbakır’daki otobüs terminali koronavirüs nedeniyle alınan tedbirlerin ardından çok az sayıda seferlerin düzenlendiği bildirildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-On Gözlü Köprü havadan detay-On Gözlü Köprü’deki vatandaşlardan detay-Kapalı olan kafeler-Selim KAYA anons-İskender İskenderoğlu’nun konuşması-Aydın Selçuk’un konuşması-Genel ve detay

Haber-Kamera: Emrah KIZIL, Selim KAYA/DİYARBAKIR,

================================

Bolu’nun çam kolonyasına rağbet arttı  TÜRKİYE’de koronavirüs vakalarının görülmesiyle birlikte Bolu’nun meşhur çam kolonyasına talep arttı. Kolonya firması sahibi Hasan Aksoy, koronavirüs salgınının ardından satışlarda adeta patlama yaşandığını belirtti. 

Çin’in Vuhan kentinden tüm dünyaya yayılan koronavirüs vakalarının Türkiye’de görülmeye başlamasıyla birlikte, tüm yurtta kolonya tüketiminde artış yaşandı. Bolu’dan dünyanın birçok ülkesine satışı yapılan meşhur çam kolonyasına da rağbet arttı. Koronavirüs salgının ardından satışlarda adeta patlama yaşanan çam kolonyasının üretici fabrikasının sahibi Hasan Aksoy, stoklarının yeterli olduğunu söyledi. Şu anda yalnızca iç piyasaya satış yaptıklarını belirten Aksoy, “Biz yurt dışı satışlarını kapattık. Sadece iç piyasaya mal veriyoruz. Ürün stoklarımız yeterli. Bu kadar satış olmasına, maliyetlerin de artmasına rağmen hiç zam yapmadık. Aynı fiyattan satıyoruz. Ürünlerimiz gayet yeterli. Virüs sebebiyle vatandaşların çok telaş etmesine gerek yok. Türkiye’nin her yerinde stoklarımız mevcut. İsteyen istediği kadar, istediği zaman ürün alabilir. Hiçbir problemimiz yok” dedi. 

‘KOLONYALARIMIZ VİRÜSTEN KORUMAK İÇİN YETERLİ DERECEYE SAHİP’3 olağanüstü aromalı kolonya ürettiklerini belirten Hasan Aksoy, “Bolu’nun meşhur çam kolonyası var. Limon kolonyamız var. Yine Bolu’ya has Abant Nilüferi kolonyamız var. Çam ve Abant Nilüferi kolonyamızın alkol oranı 70 derece. Limon kolonyamız ise 80 derece. Dolayısıyla 3 kolonyamız da bu virüsten korumak için yeterli dereceye sahip” diye konuştu. 

‘BAYİLERİMİZİ DE DENETLEDİK, ZAM YOK’ Fabrika satışlarında ve bayi satışlarında bu süreçte zam yapmadıklarını ifade eden Aksoy, “Bütün bayilerimize aynı koşulları sağladık. Kesinlikle zam yok. Müşteri istediği zaman istediği kadar ürün alabilir. Bayilerimizin de zam yapmadığını denetledik. Onlarda da zam yok. Yurt dışı satışını kaldırdık. Önce vatanımız dedik. Yurt dışı çok önemi büyük olan değil. Orası yalnızca ticari kar. Ama ticari karı düşünecek durumda değiliz. Sadece ülkemizin güvenliğine katkıda bulunmak için bütün üretimimizi iç piyasaya veriyoruz” dedi. 

BİLİNDİK MARKALAR TERCİH EDİLMELİAksoy, piyasadaki sahte kolonyalar konusunda da uyarılarda bulunarak, şöyle konuştu:  “Vatandaşımız önce markaya itibar etsin. Güvendiği, bildiği bir marka ve bildiği bir mağazadan ürünü alsınlar. Evet açıkta, pazar yerlerinde markası belli olmayan ürünler satılıyor. Bunlara itibar edilmemeli. Daha güvendikleri bildikleri markadan ürün alırlarsa daha iyi olur. Onlarda her şey kontrol altında olduğu için herhangi bir sorun yaşanmayacaktır.”  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ -Kolonya dolumundan görüntüler -Çalışan işçiler -Kolonyaların görüntüsü -Hasan Aksoy ile röp. -Detaylar 

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

=============================

Fındıkta zirai don endişesi

ORDU’da bahar aylarında yağan kar, fındık üretiminde ‘zirai don’ riski oluşturdu. Üreticiler, bahçelerde eski araç lastiklerini yakıp dumanlama yöntemiyle önlem almaya çalışıyor. 

Ordu’nun orta ve yüksek kesimlerinde bahar ayında yağan kar, fındıkta zirai don riski oluşturdu. Don riskinin olduğu 600 rakım ve üzerindeki bahçelerde bazı fındık üreticileri eski araç lastiklerini yakıp dumanlama çalışmasına başladı. Üreticiler, zirai don olaylarına karşı önlem almaya çalışıyor.

Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, yüksek rakımlı bölgelerde don riski bulunduğunu hatırlatarak, meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı gerekli tedbirlerin alınması için de üreticileri uyardı. Zirai don nedeniyle geçmiş yıllarda fındıkta ürün kaybının yaşandığını belirten Akça, özellikle Mart ve Nisan ayının riskli geçtiğini belirtti. Don riskinin fındık rekoltesini de etkileyebildiğine dikkat çeken Akça, “Bir çok üreticimiz yüksek rakımlı köylerde bahçelerde ateş yakarak dumanlama yapmaya çalışıyor. Ayrıca dona karşı dumanlama makinesi de bulunuyor. Üreticilerimiz bu makineleri odamızdan da temin edebilirler. Zirai dona karşı önlem için dizel yakıt veya dumanlama sıvısı ile kullanım sağlanıyor. Standart ilaçlamalar göre daha fazla alana çok hızlı şekilde uygulama yapılmış oluyor. İnşallah bu yıl ciddi bir don felaketi yaşanmazö dedi.

‘ÜRÜN KAYBI MEYDANA GELİYOR’Fındık üreticisi Harun Can, yağan karın gece ayaza çekmesiyle don olabileceğini belirterek, “Eskiden zirai don oluyordu, olduğu zamanda fındıkta ürün kaybı meydana geliyor. Şu anda fındık bahçelerine kar yağdı. Yağan dallardaki kar gece ayaz olursa dona çevirir. Mevsim sıcaklığı nedeniyle yaprak erkenden açtı. Kış bahara sürükledi, daha önceden kış olsaydı böyle olmazdı. Eskiden Mayıs ayında bile kar yağdı, fındık yaprakları büyük olduğu için don olmadı. Eskiden saman ve lastik yakıyorduk, şimdi bunu yapabilene iyi. Bunu yakınca bahçede ısı yapıyor, faydası oluyorduö dedi.

‘FINDIĞIN YAPRAĞI ERKEN AÇTI’Abdurrahman Efil ise, sıcaklığın sıfırın altına düşmesi halinde fındığa donun zarar verebileceğini anlatarak, “Fındık yaprağı erken açtı, ısı normalin altına düşmezse sıkıntı olmaz, soğuk olursa sıkıntı. Geçen yılda benzer oldu. Mart sonunda ve Nisan’da kar yağdı. Eskiden daha çok don oluyordu, dumanlama yapılıyordu. Ama bunu son zamanlarda yine yapmaya çalışıyorlar. Şuanda fındık piyasa şartlarında güzel fiyat olarak, böyle devam edecek olursa fena değilö şeklinde konuştu.

FINDIK ÜRETİMİDünya fındık üretimi ve pazarının büyük kısmını elinde bulunduran Türkiye, 2019 yılında 121 ülkeye 319 bin 772 ton fındık ihraç ederek 2 milyar 28 milyon 727 bin dolar gelir sağladı. Cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru kırılırken, 547 milyon 588 bin dolar değerinde 83 bin 898 ton fındık satışı ile İtalya ihracatta birinci sırayı aldı. İtalya’nın ardından en fazla fındık ihraç edilen ülkeler sırasıyla Almanya ve Fransa oldu. Türkiye, dünya fındığının yüzde 70’ini de tek başına üreterek, kabuklu ve iç fındık olarak yüzde 80’ini ihraç ediyor. Üretimde ve ihracatta dünyada söz sahibi olan Türkiye, yıllık 500 ile 700 bin ton arasında fındık üretimi yapıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————–Fındık bahçesinden dallardan karlı görüntü-Fındık bahçesinden karlı görüntü (drone)-Atakan Akça ile röportaj-Üreticilerle röportaj

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU-DHA

=================================

‘Ellerinizi yıkadıktan sonra peçeteyle kurutun’

AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, koronavirüse yakalanmamak için bireysel hijyene dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Yalçın, bakterilerin ve virüslerin özellikle sıvı ortamda üreme şansı yakaladığını, bu nedenle ellerin yıkandıktan sonra tek kullanımlık peçeteyle kurulanması gerektiğini vurguladı.

AÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan koronavirüs hakkında bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Yalçın, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’deki koronavirüs vakalarında artış yaşandığını açıklamasının ardından ilgili bakanlıklarla birlikte sundukları önlem paketleri olduğunu söyledi. Alınan tedbirlerin önemi büyük olan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, sadece kurumların değil, bireylerin de kişisel önlem alması gerektiğini kaydetti.

Vatandaşın bu dönemde hijyenine dikkat etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, tokalaşmak, öpüşmek ve sarılmak gibi faaliyetlerden uzak durulması gerektiğini söyledi. “Kalabalık alanlarda bulunmayın” çağrısında bulunan Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, bulunulan ortamın sık sık havalandırılmasının önemi büyük olan olduğunu anlattı. Vatandaşların bu dönemde bol bol su içip, beslenme ve uyku düzenlerine özen göstermesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, C vitamini başta olmak üzere destekleyici vitaminler almanın vücut direncini güçlendirdiğini söyledi. Bireysel hijyene özen gösterilmesi üzerinde duran Prof. Dr. Yalçın, herhangi bir temas halinde ellerin 30 saniye özenle yıkanarak peçeteyle kurulanması gerektiğini belirtti.

‘SABİM 184’Ü ARAYIN’Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, yüksek ateş, kuru öksürük, nefes darlığı, boğaz ağrısı yakınmaları olan, koronavirüs şüphesi taşıyan kişilerin Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM-184) Korona Danışma Hattı’na bilgi vermesi gerektiğini söyledi. SABİM 184 hattını arayan kişilerin, şikayetlerini bildirdikleri takdirde yetkililerin birtakım tavsiyelerde bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Yalçın, “Hastaların yüzde 80’den fazlası bir belirti olmadan ayakta geçiriyor olabilir. Şu ana kadarki veriler bunu gösteriyor. Sadece yüzde 14 civarında bir vaka grubu var ki bunlarda ateş, öksürük, solunum yetmezliği gibi semptomlarla belirleniyor. Hastaneye yatırılıyor. Bu veriler özellikle Çin’deki bu vakaların analizi yaptıktan sonranda elde edilen veriler. Bir kısmı hastalar daha ağır. Farklı sıkıntılarla yoğun bakım ihtiyacı da olabiliyor. Çok önemi büyük olan bir bölümünün ise ayakta bu hastalığı geçirme şansı var” diye konuştu.

’65 YAŞ ÜSTÜ VE KRONİK RAHATSIZLIĞI OLANLAR DİKKAT ETMELİ’Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, koronavirüs vakalarında en çok etkilenenlerin 65 yaş üstü kronik rahatsızlığı olan kişiler olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yalçın, “Çocukların bağışıklık sistemi ya da genç erişkinlerin bağışıklık sisteminin daha güçlü olması nedeniyle hastalık görülse bile özellikle ölümcüllüğü daha düşük, daha hafif seyrediyor. Özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler şeker hastalığı, kronik akciğer hastalığı, kalp rahatsızlığı, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç alanlar, herhangi bir kanser türü rahatsızlığı olan bireylerin daha ağır seyredebileceği ve ölümcüllüğünün biraz daha yüksek olduğu görülüyor. Bu tür kişilerin daha çok dikkatli olmasında yarar var” dedi.

‘PANİK YAPMAMAK GEREK’Şu ana kadar Antalya’da koronavirüs vakasına rastlanmadığını söyleyen Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, “Aslında gereken bütün önlemler ciddi şekilde alınıyor. Devletin tüm kuruluşları bu konuda ciddi efor sarf ediyor. Bunlar önemi büyük olan ama mesele panik yapmamak, tedbiri elden bırakmamak ve kişisel hijyenik önlemlere riayet etmek bugün için yapılacak en iyi uygulamadır. Araştırmalara göre Türkiye el yıkama oranında çok iyi bir yerde görünüyor. Bu bizim için bir şans. Ama yine de her türlü temasta el yıkamak gerekiyor el yıkama olanağımız yoksa el antiseptiği bulundurulabilir ya da yüzde 70-80 oranla kolonyayla elimizi temizlemekte katkı sağlanır” diye konuştu.

‘PEÇETEYLE MUTLAKA KURUTUN’El yıkama işlemini detaylı ve uygulamalı anlatan Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, “Elimize sıvı veya normal sabunu alıyoruz. Elimizin her yerine temas etmesini sağlıyoruz. Bu işlemi en az beşer kere yapmamız gerekiyor. El sırtını, tırnaklarımızı, parmak aralarını, başparmağı ve bileklerimize kadar yıkamamız lazım. Daha sonra peçeteyle mutlaka kurulamamız lazım. Çünkü bu bakteri ve virüsler özellikle sıvı ortamda kolaylıkla üreme şansı yakalayabiliyor. Her türlü temastan sonra elinizi 30 saniye yıkayın. Kurulama işleminde havlu yerine tek kullanımlık peçete kullanmanızı öneririm” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Ata Nevzat Yalçın’dan detayAta Nevzat Yalçın röportajAta Nevzat Yalçın’ın el yıkarken görüntüleri ve açıklamaları

HABER: Aslı DURAN- KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,

=====================================

Alanya’da güneşten 8 milyon TL’lik tasarruf

ANTALYA’nın Alanya Belediyesi 2017 yılında kurduğu güneş enerji santralinden bugüne kadar 8 milyon 300 bin TL tasarruf elde etti. Alanya Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Sevda Erdoğmuş, “Öz tüketime yönelik kurulan tesis, şu anda belediyemizin elektrik ihtiyacının yüzde 80’ini karşılıyor” dedi.

Alanya’nın Toslak Mahallesi, Karadağ mevkiinde Temmuz 2017’de Alanya Belediyesi’nin hizmete açtığı Alanya Güneş Enerjisi Santrali (GES), belediyenin elektrik sarfiyat giderlerini azaltarak, kar ettirdi. Başlangıçta 94 dönüm arazi üzerine kurulu olan GES, Türkiye’nin kamu kurum ve kuruluşları arasındaki en büyük güneş enerji santrali olma özelliği taşıyor. Toslak Mahallesi 1831 ve 1832 parsellerde kurulan 3,5 megavat şebeke bağlantılı güneş enerjisi tarlası; 12 bin 200 panel kullanılarak hizmete sokulan GES-1 isimli ilk güneş enerjisi sisteminin ardından GES-2, GES- 3 ve GES 4 isimleriyle aynı arazide kurulan yeni güneş tarlaları ile ilçeye 40 yıl hizmet edecek şekilde tasarlandı. Belediyenin tüm hizmet alanlarındaki elektrik ihtiyaçlarının yüzde 80’ini karşılayan 3,5 megavatlık enerji üretim kapasitesine sahip GES, Temmuz 2017’de tarihinden bugüne kadar 12 milyon 250 bin kilovat/saat (kWh) üretim gerçekleştirdi. Belediye elde edilen üretimden toplam 8 milyon 300 bin TL tasarruf sağladı.

8 MİLYON 300 BİN TL TASARRUFGES projesiyle belediyeye ve milli gelire büyük katkı sağladıklarını belirten Alanya Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Sevda Erdoğmuş, projenin 2017’de belediyenin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak için başlatıldığını fakat ilerleyen dönemde şehrin elektrik ihtiyaçlarına da cevap verecek kadar genişleyebileceğini söyledi. Erdoğmuş, “Alanya Belediyesi 2017 Temmuz ayında ilçe merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Toslak Mahallesi’nde GES-1, 2 ve 3 şeklinde 3 tane tesis kurdu. 2017 yılından beri tesisimiz verimli bir şekilde çalışıyor. Öz tüketime yönelik kurulan tesis, şu anda belediyemizin elektrik ihtiyacının yüzde 80’ini karşılıyor. Yaklaşık 12 milyon 250 bin kWh’lık bir enerji ürettik 2017 yılından bu yana ve bunun karşılığında da 8 milyon 300 bin TL’lik bir gelir elde ettik. Daha sonra yeni olarak GES-4 projemizi hayata geçirdik. O da Toslak’ta aynı arazinin yanındaki bir parselde 420 kWh bir ekleme yaptık. Yani şu an Alanya Belediyesi’nin 3,5 megavatlık bir tesisi var” dedi.

YENİ TESİSLER YOLDAYenilenebilir enerji sistemini belediye olarak çok önemsediklerini belirten Erdoğmuş, “Üretken belediyecilik anlayışımızla yaptığımız bu enerji çalışmamızın yenileri de var. GES-1, 2, 3 ve 4’ü yaptıktan sonra şu anda GES-5, 6 ve 7’nin çalışmalarını yapıyoruz. Farklı bir arazide ve çok kısa bir süre içinde hayata geçirilecek. Şu anda proje çalışmalarını tamamladık. 3 yeni GES daha yaparak kendi elektrik ihtiyacımızı üretmenin ötesinde de belediyemize çok ciddi bir gelir sağlayacağız. GES’in yakıt sorununun olmaması, işletim kolaylığının olması, tek bir personelle koca tesislerin kontrolle idaresinin yapılıyor olması ve doğal bir kaynak olan güneşten sürekli bir enerji üretilerek bunun belediyeye çok ciddi bir getiri sağlamasından dolayı bu çalışmalarımız belediye başkanımızın önderliğinde devam edecek” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ ————–GES alanından genel ve detay görüntüler Güneş tarlasından drone görüntüleri RÖP: Sevda Erdoğmuş 

HABER- KAMERA: Engin ANAK/ALANYA (Antalya),

===================================

Metan gazından ölen işçinin eşi: Çocuklarımın bir daha babaları olmayacak AYDIN’ın Kuşadası ilçesinde 5 yıl önce kanalizasyon hattındaki altyapı çalışması sırasında metan gazından zehirlenip, yaşamını yitiren 2 görevliden Hasan Fıstıkçı’nın (50) eşi Birgül Fıstıkçı (51), “Benim çocuklarımın bir daha hiçbir şekilde babaları olmayacak. Sorumlular, ne kadar ceza alsalar da karşılığı yok. Yaşadıklarımızı anlatacak cümle bulamıyorum” dedi. Fıstıkçı’nın kızı Zehra ise, “Sonuçta bir kaza yaşandı. Sorumlular var. Ancak, bu kişilerin sorumlu sıfatıyla bile değil, tanık olarak ifadeleri alınıyor. Bunun değişmesini ve hakkın yerini bulmasını istiyorum” dedi.

5 Ağustos 2015 tarihinde Atatürk Bulvarı üzerindeki kanalizasyon hattında altyapı çalışmasını sürdüren Aydın Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Daire Başkanlığı’nda (ASKİ) görevli Hasan Fıstıkçı ve İsmail Davas (39), indikleri kanalizasyon hattında metan gazından zehirlenerek, yaşamını yitirdi. Aynı kanalizasyon hattına inen 5 işçi de hastanelik oldu. Olayla ilgili soruşturma 5 yıl sonra tamamlandı. Savcılığın soruşturmasının ardından hazırlanan iddianame, Söke 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianamede ASKİ’de görevli mühendisler Mesut Semerci ve Sadık Çağlayan Gürdal hakkında, ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan 2’şer yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası istendi. İki mühendisin tutuksuz yargılanacağı davanın görülmesine 5 Mayıs’ta başlanacak.

‘TAKVİMLER HEP 5 AĞUSTOS’U GÖSTERDİ’Olayla ilgili hukuksal süreç başlarken, yaşamını yitiren iki işçinin yakınlarının acısı ise halen tazeliğini koruyor. Metan gazından zehirlenerek ölen işçilerden Hasan Fıstıkçı’nın eşi Birgül Fıstıkçı, “Eşim olağanüstü işlerde çalıştıktan sonra 2003 yılında Kuşadası Belediyesi’nde altyapıda çalışmaya başladı. 2014 seçimleri yaptıktan sonranda ise ASKİ’ye geçti. Farklı bir iş yapmayı hiçbir zaman düşünmedi. Başka iş teklifleri de geldi ama hepsini reddederek işini çok sevdiği için belediyede devam etti. Herkesin sevdiği ve bildiği işi yapması yönünde her zaman fikri vardı. Eşime şu an çok fazla bir şey bilmediği ithamlarında bulunuyorlar. Olay günü telefonla arandık ve eşimin kaza geçirdiği haberi verildi. O gün başka bir yerdeydik. Aklımıza da hiç kötü bir şey getirmedik, çünkü eşim işinin uzmanıydı. Bizim için o gün çok zordu. Halen o günü yaşıyorum. Bizim için takvimler hep 5 Ağustos’u gösteriyor. Belki bir yıl sonra 6 Ağustos’a geçebildik. Yetkilileri, bu konuda uyarmak istiyorum. Gerçekten ateş düştüğü yeri yakar. O söz çok dolu dolu bir sözmüş. Ben o gün bunu daha iyi anladım. O gün ateş bizi yaktı” dedi.

‘MEZARLIĞA İHTARNAME YOLLASINLAR’Hayatta olmayan biri hakkındaki suçlamaları kabullenemediğini belirten Fıstıkçı, “Olayın ardında benim 2, İsmail Davas’ın da 1 çocuğu babasız kaldı. 2 kadın da dul kaldı. Yetkililer bunu sitem olarak anlamasınlar, ama hiçbir şekilde bizim yaramızı sarmak için bir şey yapılmadı. Tek başımıza ayakta durmaya çalıştık. Beklerdim ki büyüklerimiz burada 2 kadının yanında olsunlar. Ama ona rağmen halen daha ölmüş bir kişinin kendisini savunamayacağını bile bile kalkıp ‘Biz söyledik, şöyle dedik’ diyerek ithamlarda bulunuyorlar. Söyledilerse bile ‘Hayır, söylemediniz’ diyemez. Bu durum beni o kadar çok öfkelendirdi ki, ‘Mezarlığa ihtarname gönderin, alsın’ dedim. Çünkü kendisini savunacak durumda değil. Bunlara çok üzülüyorum. Bunlar beni daha da çok yıpratıyor” diye konuştu.

‘YAŞANAN ACI VE IZDIRAP ÇOK BÜYÜK'”Ortada mutlaka suçlular var. Olmaması mümkün değil” diyen Fıstıkçı, şöyle devam etti: “Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, bir kadın olarak kadınları en iyi anlayabilecek bir kişi. Bize daha fazla kol kanat germesini isterdim. Aradan 5 yıl geçti. 5 yıl içinde hiçbir şekilde arayıp, ‘Bu ölen işçilerin çocuklar ne yaptı? Eğitimleri devam ediyor mu? Eşleri çalışıyor mu, iş bulabildiler mi? Bir şeye ihtiyaçları var mı?’ diye soran olmadı. İnsan hayatını geri getirmeye hiçbir para yetmez. İlk başta ben sadece, sorumlular cezalandırılsın istedim. Hiç para konusunu düşünmemiştim. Yaşanan acı ve ıstırap çok büyük. Çocuklarımın bir daha hiçbir şekilde babaları olmayacak. Ne kadar ceza alsalar da karşılığı yok. Yaşadıklarımızı anlatacak cümle bulamıyorum. Hiçbir şey geriye gelmeyecek, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Adalete inanıyor ve güveniyoruz. Adaletin bizim için de tecelli edeceğine inanıyorum. İnşallah, suçlular cezalarını çeker.”

‘HAK YERİNİ BULSUN’Fıstıkçı’nın 19 yaşındaki üniversite öğrencisi kızı Zehra Fıstıkçı da “Babam Belediyede alt yapıda amirdi. İşi iyi bilen biriydi. Babam olay yaşanmadan bir süre önce emekli olmak istemişti. Ancak, belediye yetkilileri Kuşadası’nın yaz sezonu bittikten sonra emekli edebileceklerini söyleyip, çalışmaya devam ettirdiler. Babam ve arkadaşlarını emekli etmediler. Babam, bir iş kazası geçirdi ve hayatını kaybetti. Ama yaşanan olaydan sonra babamın olayda sorumluluğu bulunan müdür ve amirleri halen olağanüstü görevlerde çalışmaya devam ediyor. Şu an onların çalışmaması lazım. Sonuçta bir kaza yaşandı.  Sorumlular var. Ancak, bu kişilerin sorumlu sıfatıyla bile değil tanık olarak ifadeleri alınıyor. Bunun değişmesini ve hakkın yerini bulmasını istiyorum” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Hasan Fıstıkçı’nın fotoğrafıFıstıkçı’nın eşi Birgül Fıstıkçı ve kızı Zehra Fıstıkçı ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber – Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN, DHA) 

================================

Ailece 300 madalya ve 30 kupa aldılar AYDIN’ın Koçarlı ilçesinde, sigortacı Nuri Özer (46) ile eşi Rabia (36), oğulları Mehmet (19) ve Selahattin Özer (18) atıcılık sporunda attığını vuruyor. Aile, her madalya için 250 fişek atarak, şu ana kadar toplam 300 madalya ve 30 kupa alma başarısı gösterdi.

Küçük yaşlarda merak sardığı trap atıcılık sporuna 21 yaşında başlayan ve 26 yaşında lisanslı sporcu olan Nuri Özer, bir süre sonra eşi Rabia Özer’e de bu sporu alıştırıp, lisanslı sporcu olmasını sağladı. Anne ve babalarının yaptığı spor Mehmet Özer ve Selahattin Özer’inde 13 yaşında lisanslı sporcu olmasına neden oldu. Ailecek her trap atıcılık yarışmalarına katıldılar. Her biri, katıldıkları yarışmalarda 250 fişek harcayıp, madalya alma başarısı gösterdi. 4 kişilik Özer ailesi, 2000 yılından bu yana toplam 300 madalya ve 30 kupa elde etme başarısı gösterdi.

HEM EŞ, HEM BABA, HEM ANTRENÖR OLDUHem eş, hem baba, hem de antrenör olan Nuri Özer, “Bu spora 2000 yılında Koçarlı Avcılar Kulübü adına lisanslı sporcu olarak atış yapmak ile başladım. Zaman geçtikçe eşimde atmak istedi. Eşime de bu sporu aşıladım. O da içinden gelerek bu sporu yapıyor. Biz atıcılık sporunu yaparken, çocuklarımızda bu spora merak sardı. Onlara da lisans çıkarttık. Bir süre sonra iyi dereceler elde etmeye başlayınca Koçarlı eski Belediye Başkanı Mutlu Öztürk, Aydın Büyükşehir Belediyesi CHP’li Özlem Çerçioğlu ve Atıcılık ve Avcılık Aydın İl Temsilcisi Cahit Sabancı’nın destekleriyle de buralara kadar geldik. Şu anda iki oğlum Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezi’nde kampta. İnşallah yakın zamanda da milli sporcu olacaklar” dedi.

MADALYALARI TOPLADILARArtık aldıkları madalyaları koyacak yer bulamadıklarına belirten Nuri Özer, “Atıcılık, çok pahalı bir spor. Mutlaka bir sponsoru olması gerekiyor. Fişekler çok pahalı, gidip geldiğimiz yarışmalarda masraflar çok ağır oluyor. Bir kutu fişek 350 TL. Her yarışmada yarışmacı başına bir koli fişek tüketiliyor. Biz bu işi ailecek yaptığımız için her yarışma 4 koli fişek demektir. Arkamızda destek olmazsa yapması çok zor olan ancak çok zevkli bir spor. Bizim attığımız fişek insanlara çok fazla gelebilir ama çok çaba gerektiriyor. O nedenle kurumlarda bu sporu yapanlara destek çıkmasını bekliyoruz. Şu ana kadar ailecek 300 madalya aldık. Bir kısmını evde bir kısmı iş yerimde duruyor” dedi.



süpertotobet önerdiğimiz bir canlı bahis oynama sitedir.

EŞİNE ÖZENDİ, ATMAYA BAŞLADIEşine özenerek atıcılık sporuna gönül veren Rabia Özer de, “Bu sporla eşim sayesinde 2007 yılında başladım. Çok zevkli bir spor olduğu için bir süre sonra lisans çıkartım. İzlemesi değil, atması daha güzel. Çocuklarda büyüyünce aile boyu bu sporu yapar olduk. Herkese tavsiye ederim. Ailecek tüm yarışmalara katılıyoruz. Bunu aile boyu yapmamız, birlikte vakit geçirmemizi sağlıyor. Aynı sporu yapınca da aynı dilden konuşuyormuş gibi oluyoruz. Eğlenceli bir aktivite oluyor” diye konuştu.

HEDEFLERİ MİLLİ TAKIM VE AVRUPA ŞAMPİYONLUĞUEkim ayında Bursa’da yapılan trap atıcılık yarışmasında Türkiye şampiyonu olan Mehmet Özer ise atıcılık sporuna 6 yıl önce başladığına dikkat çekip, “Bu sürede çok sayıda derece elde ederek madalya ve kupa aldım. Amacım Türkiye’den sonra Avrupa’daki yarışmalarda derece elde edip, ülkemin adını duyurmak olacak” dedi.Kardeşi Sebahattin Özer ise “İyi ki bu spora başlamışım. Bu genç yaşta buralara kadar gelebildik” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Madalya ve kupalardan görüntüÖzer Ailesi’nin tüfeklerle görüntüsüNuri Özer, eşi Rabia Özer ve çocukları Mehmet ve Selahattin Özer ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber – Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN, DHA)

====================================

Engelsiz Yaşam Köyü ile istihdama katılacaklar İZMİR’de, her yaştan zihinsel engelli ve otizmli birey, 7 dönümlük alanda kurulan Konak Engelsiz Yaşam Köyü ile hem özel eğitim, rehabilitasyon ve fizyoterapi hizmeti alacak, hem de istihdama katılacak. Her biri 40’ar metrekare büyüklüğündeki 6 ağaç evin yapıldığı proje kapsamında engelli bireyler atölyelerde el becerilerini geliştirecek.

Konak ilçesindeki Eşrefpaşa Hastanesi’nin arkasında yer alan ve Alman Kulesi olarak bilinen vakfa ait tesislerde oluşturulan Konak Engelsiz Yaşam Köyü, nisan ayında kapılarını açmaya hazırlanıyor. Konak Halk Eğitim Merkezi öğrencilerinin hizmet almaya devam ettiği yaşam köyü alanında psikososyal destek merkezi, rehabilitasyon merkezi, iş okulu ve iki kreşin de hizmete açılacağını belirten Narlıdere Zihinsel Engelliler Derneği Başkanı Besim Toker, 7 dönümlük alanda ailelere ücretsiz psikososyal destek sağlanacağını söyledi. Projenin ‘Nar Taneleri Sosyal Yaşam Merkezi’ adıyla 2018 yılında İzmir Kalkınma Ajansı’na (İZKA) sunulduğunu kaydeden Toker, Konak Belediyesi ile Zihinsel Özürlüleri Yetiştirme ve Koruma Vakfı arasında imzalanan sözleşme ile proje takviminde sona yaklaşıldığını ifade etti. Kısacık süre içinde her biri 40’ar metrekare büyüklüğündeki 6 ağaç evin imalatının da tamamlanacağını dile getiren Toker, “İzmir’de çocuklarına engelli tanısı alan aileler bize başvurabilecek. Onlara hakları konusunda yönlendirmelerde bulunup ücretsiz biçimde bazı hizmetlerden yararlanmalarını sağlayacağız. İlk tanıyı alan engelli bireylerin aileleri şok evresinde birçok sıkıntı yaşıyor. Ekonomik ve sosyal anlamda onlara destek vererek özel eğitim almaları gereken çocukları ilgili birimlere yönlendireceğiz” dedi.

TÜKETEN DEĞİL ÜRETEN BİREYLEREngelli bireylerin hazırlanan atölyelerde vakit geçireceğini anlatan Toker, tam zamanlı olarak çalışmalara katılacaklarını belirtti. Konak Engelsiz Yaşam Köyü’nde el sanatları, takı, seramik, drama, fotoğrafçılık, sabun ve mum imalatı ile müzik çalışmalarının yapılabileceğini söyleyen Toker, aynı zamanda organik tarım faaliyetlerinin sürdürülebileceğini belirterek şöyle konuştu: “Çocuklarımız domates, biber gibi sebzelerin nasıl yetiştiğini ve nasıl toplandığını öğrenecek. Yaşam köyünde keçi ve koyunlar olacak. Çocuklarımız onların sütlerinden yoğurt, peynir yaparak kendi ürettikleri ürünleri tüketecekler. Zeytin ağaçlarından zeytin toplayacaklar. Sağlıklı doğal beslenmeleri amacıyla ekoçiftlik faaliyetleri yürütecekler. Çocuklara sadece zaman geçirme, bakım hizmeti ve eğitim vermiyoruz. Onları istihdama hazırlayacağız. Servis elemanlığı üzerine teorik eğitim alan çocuklarımız kafede tam zamanlı çalışacak. Ürünlerimizi sergileyip satacaklar ve bir taraftan da misafirleri ağırlayacaklar. 6 zihinsel engelli ve otizmli çocuğumuz cep harçlığını çıkaracak. Eve para götürüp tüketen değil üreten bireyler haline gelsinler istiyoruz.”

23 YAŞ ÜSTÜ BİREYLERE TAM ZAMANLI DESTEKTürkiye’de bir ilk olarak tersine kaynaştırma hizmeti vereceklerini anlatan Besim Toker, normal kaynaştırma programında özel eğitime gereksinim duyan çocukların normal okullara devam ettiğini, tersine kaynaştırmada ise normal gelişim gösteren çocukların yaşam köyü içindeki kreşlere gelebileceğini ifade etti. Zihinsel engelli ya da otizmli bireylerin toplum içinde bazı suiistimallere maruz kalabildiğini savunan Toker, şöyle devam etti: “Ülkemizde 23 yaş üzeri zihinsel engelli ve otizmli çocuklar devletin tam zamanlı özel eğitim okullarından yararlanamıyor. Bu çocuklar 23 yaşından sonra evlerine dönmek zorunda kalıyorlar. Onlara gereken zamana kadar biz destek vereceğiz. Halk Eğitim Merkezi ile birlikte yaptığımız iş birliğinde 23 yaş üzeri çocukların evden çıkmasını sağlayarak tam zamanlı olarak özel ve meslek eğitimi almalarını sağlayacağız. Narlıdere’de 2009 yılında İZKA desteğiyle hayata geçirilen Nar Taneleri Engelsiz Yaşam Evi’nde aileler ihtiyaç duyduklarında gece 24.00’a kadar çocuklarını bize bırakabiliyorlar. Burada da aynı modeli uygulayacağız. Çünkü ailelerin kendilerine özgür zaman yaratabilme gereksinimi var. Kültürel sosyal faaliyete katılabilmeleri çok önemi büyük olan. Bırakın sinema ya da tiyatroya gitmeyi bazen baş başa yemek yerken bile sıkıntı yaşıyorlar. O aileler çocuklarını belediye ve halk eğitim ortaklığındaki bu merkeze bırakabilecekler.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Konak Engelsiz Yaşam Köyü’nden genel ve detay görüntü,-Ağaç evlerin yapımından görüntü,-Dernek Başkanı Besim Toker ve engelli bireylerin birlikte görüntüsü,-Dernek Başkanı Besim Toker ile röp.

Haber: Nevra UÇKAÇ – Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

=====================================

Maskeli gelinlikle koronavirüs önlemi

İZMİRLİ gelinlik tasarımcısı Belma Ateş (50), tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs nedeniyle tedirgin olan gelin adaylarına özel maskeli gelinlik tasarladı. Yoğun talep olduğunu belirten Ateş, gelin adaylarının koronavirüsten korunacağını ve en mutlu günlerinde tedirgin olmayacaklarını ifade etti.

İzmir’de yıllardır gelinlik tasarımı yapan Belma Ateş, Türkiye’de koronavirüs olduğunun açıklamasının ardından gelin adaylarının tedirgin olduklarını belirtti. Bazı gelin adaylarının koronavirüs endişesi ile düğünlerini iptal ettiklerini ifade eden Ateş, gelin adaylarının tedirginliğini azaltmak ve rahatlatmak için yeni bir gelinlik tasarımı yaptı. Koronavirüs’ten korunmak adına üretilen maskeler ile şık bir gelinlik tasarımı oluşturan Ateş, gelin adaylarının rahat bir şekilde düğünlerini yapabileceklerini ifade etti. Geleneklerimiz gereği düğünlerde sarılma, tokalaşma ve öpme olduğunu söyleyen Belma Ateş, düğünlerde en çok evlenen çiftin çok sayıda kişiye temasta bulunduğunu vurguladı. Bu yüzden gelin adaylarının endişeli olduğunu ifade eden Ateş, bu endişeyi azaltmak adına gelinlik tasarımı yaptı. Tasarladığı maskeli gelinlik ile gelin adaylarından tam not alan Ateş, gelin adaylarının mutluluğuna koronavirüsün engel olamayacağını söyledi. Gelin adaylarından gelen tepkilerin olumlu olduğunu belirten Ateş, “Herkes gibi gelin adaylarımız da doğal olarak endişeliler. Biz de bunun üzerine tedbir almamız gerektiğini düşündük. Arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmaların ardından bu maskeleri geliştirdik. Böylelikle hem gelin adaylarımızın tedirginliği azaldı hem de en güzel günleri kabusa dönüşmeyecek. Maskelere gelen tepkiler de gayet olumlu” ifadelerini kullandı. 

GELİNLİKLE UYUMLU ÜRETİLİYORMaskeleri hazırlarken gelinlikle uyumlu olmasına dikkat ettiklerini belirten Ateş, “Maskeleri hazırlarken, gelinliği ön planda tuttuk ve maske ile gelinliğin uyumlu olması için uğraştık. Gelinlikte kullandığımız malzemeleri maskede de kullandık. Maskeyi hazırlarken tüm malzemeleri kolonya ile dezenfekte ettik. Düğünden önce normal maskeyi de içine monte edip gelin adayına teslim ediyoruz” dedi.

Koronavirüse karşı maskelerin yanı sıra çeşitli önlemler de aldıklarını belirten Ateş, “Çalışanlarımın ve kendimin hijyenine oldukça dikkat ediyorum. Müşterilerimizle tokalaşmamaya çalışıyoruz. Ancak prova yaparken 1 metre mesafesini koruyamıyoruz. Provalardan önce ellerimizi dezenfekte edip maskelerimizi takıyoruz” derken, gelinlik satışlarında henüz koronavirüs etkisinin görülmediğini de sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜBelma Ateş röportaj görüntüsüGelinliklerden görüntüMaskeden görüntüMankenden görüntüGenel ve detay görüntü

Haber: Tolga TAHÇI, Halil İbrahim KARABIYIK – Kamera: Tekin GÜRBULAK/İZMİR,

=====================================

İzmir’de hastanelerde ‘koronavirüs’ önlemi İZMİR’de hastanelerde koronavirüs salgınına karşı teyakkuza geçen yetkililer, çeşitli önlemler alarak hazırlıklarını tamamladı.

Çin’den dünyaya yayılan Türkiye’de de görülen koronavirüs (Covid-19) salgını yaptıktan sonra tüm kamu kurum ve kuruluşlarında korunmaya yönelik tedbirler artırıldı. Okullar tatil edilirken, birçok eğlence merkezi kapandı. İzmir’deki hastanelerde de koronavirüs nedeniyle sıkı önlemler alındı. Hastane yetkilileri, tıbbi araç gereç eksikliklerini giderdi, personeline koronavirüs hakkında eğitimler verildi. Risk grubundaki hastalar için özel poliklinikler açıldı. Hamilelerin katında özel önlemler alındı. Hastanelerin çeşitli yerlerine dezenfektanlar konuldu. Görevliler maskeler takarken, insan sağlığına zararı bulunmayan dezenfektanlar ile hastaneler köşe bucak temizlendi.

‘PANİĞE GEREK YOK’Kent Hastanesi Medikal Koordinatörü Dr. Salih Tamer, hastanede koronavirüse karşı yapılan çalışmalarla ilgili, “Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü rehberliği doğrultusunda öncelikle eğitimlerimizi yaptık. Koronavirüsün nasıl bulaştığı, korunma yöntemleri, nasıl bulaştığı gibi konularda personelimizi bilgilendirdik. Tüm koruyucu malzemeler konusunda eksiklerimizi giderdik. Personelimizi ve hastalarımızı koruyacak malzemelerimiz tamam. Hastanemizde özel alanlar yarattık. Eğer şüpheli vaka gelirse bunları normal hastalarımızdan olağanüstü alanlarda izole şekilde ilgilenmeniz gerekmekte. Yine hassas hastalarımızın olağanüstü yerlerden girmelerine sağlayan bir çalışma yaptık. Hastane içerisinde dezenfeksiyon çalışmalarımızı artırdık. Riskli yüzeyler asansörler kapı kolları, hastaların tuttuğu yerleri dezenfeksiyonlarını artırdık. Günde 4 kez gerçekleştiriyoruz bu çalışmayı. Eğer sayısı artarsa gün içerisinde biz de dezenfeksiyon çalışmasını artırırız. Riski azaltabilmek için ziyaretçi kısıtlamaları getirdik. Yoğun bakımlarda, kemik iliği nakli gibi özel alanlarda ziyaretçi yasağı getirdik. Bu da bakanlığımızın talimatıdır. Ziyaret saatlerinde de gerekli düzenlemeleri yaptık. Bu konuda da güvenlik tedbirlerimizi artırdık. Amacımız hastane içerisinde riskli vakaların dolaşmadan kendi alanlarında kalması ve riski engellemek” dedi. Vatandaşlara da çağrı yapan Tamer, “Hastalarımız bu dönemde mümkünse tek başlarına hastaneye gelsinler. ya da onlara destek olabilecek bir yakınlarıyla hastaneye gelsin. Ne kadar az temas olursa o kadar bu olay çabuk atlatılır. Paniğe gerek yok” diye konuştu.

Acil serviste görevli Uzman Dr. Melek Sedef Güryay, “Şu anda alınan önlemler platformlardan halka anlatılıyor. Biz de kendimizi olağanüstü duruma karşı hazırlayacak şekilde çeşitli önlemlerimizi aldık. Hastalarımıza gerçekten acil bir durum yoksa, hastanelere başvurmamalarını, aile hekimlerine gitmelerini tavsiye ediyoruz. Hükümetimiz de halkımıza toplu yerlerden uzak durmalarını güzelce anlattı. Ayrıca öksürük, nefes darlığı gibi ekstra bir şikayetleri olduğunda 184’ü aramaları, sonra da oranın yönlendirmesine göre acil servise başvurmaları gerekmekte. Vatandaşlarımız hastanelere gelince panik yapmasın. Gerekli önlemleri aldık. Hazırlıklarımız mevcut. Merak etmesinler. Sağlık personeline güvensinler” dedi.

VATANDAŞ ÖNLEMİ YETERLİ GÖRDÜHastaneye gelen kahvehane işletmecisi evli ve 2 çocuk babası Şükrü Koşucu (33), “Hastaneye gelirken tabii hijyen anlamında insan bir tedirginlik yaşıyor. Bir saat önce buraya geldim. Gözlemlediğim kadarıyla gerekli önlemler alınmış. Dezenfekte kutuları konmuş. Çevre dezenfekte ediliyor. Buraya gelenleri uyarıp bilgilendiriyorlar. Alınan önlemlerin yeterli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Anons.Kent Hastanesi Medikal Koordinatörü Dr. Salih Tamer röportajUzman Dr. Melek Sedef Güryay röportajŞükrü Koşucu röportajAlınan önlemlerden görüntüGenel ve Detay görüntü

Haber: Kadir ÖZEN – Kamera: Tolga TAHÇI/ İZMİR, DHA)==================================

Köy bakkalı müşterilerinin fotoğrafını biriktiriyor IĞDIR’ın Yaycı köyünde 35 yıldan beri bakkal işleten Sefter Yıldırım (59), müşterilerinin vesikalık fotoğraflarını biriktiriyor. Bakkalın duvarına fotoğrafları yapıştıran Yıldırım, “Masamın üstüne kendi fotoğrafımı bıraktım. Gelen müşteriler fotoğraflarını vererek ‘Benimkini de bırak’ deyince ben de kabul ettim” dedi. 

Merkeze bağlı Yaycı köyünde 1985 yılında bakkal açan Sefter Yıldırım, masanın üstündeki camın altına vesikalık fotoğrafını yapıştırdı. Bakkala alışverişe gelen müşteriler, kendi fotoğraflarını da Yıldırım’a verdi. Yıldırım, her gün gelen müşterilerinin bıraktığı fotoğrafları masa yerine duvara yapıştırdı. 35 yılda onlarca müşterisinin fotoğrafını duvardaki koleksiyonuna yerleştiren Yıldırım, “Yıllar önce dükkanımı açtığımda masamın üstüne kendi fotoğrafımı bıraktım. Gelen müşteriler de fotoğraflarını vererek biriktirmesini istedi. Bu yayılınca dükkana alışveriş için gelen herkes fotoğrafını vererek saklamamı istediler. Bende aldım ve yüzlerce resim var albüm yaptım. İnsanlar merak ederek gelip resmini veriyor, fotoğraflara bakıyorlar. Fotoğrafı olanlardan çoğu rahmetli olmuştur. Olmayan da var. Diğer resimler için ikinci çerçeve de yaptıracağım. Hoşuma gidiyor. Dükkana gelen herkesin ilgisini çekiyor” diye konuştu. 

İşyerinde oluşturduğu koleksiyona görenlerin yakınlarını aradığını bazen de kendisinin fotoğraflar hakkında bilgi verdiğini anlatan Yıldırım, koleksiyona devam edeceğini söyledi.Bakkala alışverişe gelen müşteriler de, “Güzel bir uygulama, her geldiğimizde fotoğraflara bakıyoruz. Köyümüzdeki herkesin fotoğrafı var. Bizden önce yaşayıp gidenleri tanımıyorum. Eski insanları bize tanıtıyor” dediler. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————Sefter Yıldırım ve bakkal dükkanı-Sefter Yıldırım’ın işyerindeki fotoğraflar-Masa ve duvardaki fotoğraflar-Müşterilerin fotoğrafları incelemesi-Bir vatandaşla röp-Bir kişinin fotoğrafını vermesi-Sefter Yıldırım ile röp-Sefter Yıldırım’ın fotoğraflardaki isimleri söylemesi-Sefter Yıldırım’ın para koleksiyonunu göstermesi

Haber-Kamera: Özkan AYDIN/ IĞDIR,==================================

Serada beton dökerek, soğuk ülkelerde inşaat için proje geliştirdiler ERZURUM Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Dilek Okuyucu ve yüksek lisans öğrencileri, kışın meyve ve sebze yetiştirilen serada beton dökerek soğuk ülkelerin merakla beklediği projede başarılı sonuçlar elde etti. Seralarda dökülen beton sayesinde bölgede kışın da inşaat yapımı devam edebilecek.

Sibirya soğuklarının hüküm sürdüğü Erzurum’da, yüksek lisans öğrencileri Burak Gedik, Muhammet Şahin ve Burak Şahin ile birlikte büyük bir başarıya imza atan Dr. Dilek Okuyucu, inşaat sektöründe çığır açtı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi yanında, dört bir tarafı karla kaplı serada yapılan beton dökümü ve betonarme imalatın test sonuçlarına göre yazın atılan betonla aynı dayanıklılıkta olduğunu gözlemledi. Proje hakkında bilgi veren Dr. Dilek Okuyucu, “Karasal iklimin hakim olduğu bölgelerde betonarme imalat sezonu 4-5 ay gibi kısa bir süre ile sınırlı. Bu durum, bölgenin lokomotifi olan inşaat sektöründe 6-7 aylık duraksamalara neden olmaktaydı. Sosyal ve ekonomik sorunlara yol açan bu durumun çözümüne yönelik gerçekleştirdiğimiz çalışmada başarılı sonuçlar elde ettik. Kışın meyve ve sebze üretilen seralarda bizler adeta beton yetiştirdik. Şeffaf naylon çadır ile dış ortam arasında 10-15 derece sıcaklık farkı oluşuyor. Bu sıcaklık güneşli havada çok daha yüksek. Yani sera yöntemi ile artık kışın da inşaatların yapımına devam edilecek” diye konuştu.

‘SERADA ATILAN BETON, DEMİR İLE ETLE-TIRNAK GİBİ OLUYOR’Türkiye’de, 2019 yılı başında yürürlüğe giren, “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nin ön gördüğü en düşük beton sınıfı olan C25 beton kullanarak imal edilen betonarme elemanların dayanımlarını inceleyerek başarılı sonuçlar elde ettiklerini ifade eden Okuyucu, “Hava sıcaklığının sıfırın altında 15 derecede elde edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda başarıya ulaştık. Birçok deneme yaptık. Gördük ki soğuk havada atılan beton içine konulan demirle tutuşmuyor ve sağlam olmuyor. Ama serada atılan beton demirle adeta etle tırnak gibi oluyor. Birbirinden ayrılması çok zor. Dünyada kışın yapılan betonarme imalatta donatı ve betonun tutunmasını inceleyen bir çalışma yok. Araştırma bu açıdan çok önemi büyük olan. Artık kışın ara verilen inşaat yapımı seralar sayesinde ara verilmeyecek” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————Fakülte tabelasından detay -Serada dökümlen betonların fotoğrafları-Laboratuvarda öğrencilerin çalışmasından detay -Beton bloklara uygulanan deprem testi-Öğrencilerin çalımasından detay -Dilek Okuyucu ile röp

Haber: Turgay İPEK – Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

====================================

Tarihi kalenin çevresindeki menengiç ve keçiboynuzundan kahveye yoğun ilgi ADANA’nın Kozan ilçesindeki tarihi Kozan Kalesi çevresinde yetişen bitkilerden elde edilerek yapılan menengiç ve keçi boynuzu kahvesi, bölgenin manzarasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

İlçede 400 metre rakımlı bir tepeye bilinmeyen bir tarihte inşa edilen, 7 kilometre uzunluğunda surları bulunan ve bölgede hüküm süren Asurlular ile Hititler’e ev sahipliği yaptığı düşünülen Kozan Kalesi, eşsiz manzarası ve kahve lezzetleriyle ziyaretçileri hayran bırakıyor. Kalenin çevresindeki menengiç ve keçi boynuzundan üretilen kahveler, Kozan Belediyesi’nin kurduğu işletmede, yerli ve yabancı turistlerle buluşuyor.

‘KAHVENİZİ YUDUMLARKEN MANZARANIN TADINI ÇIKARIYORSUNUZ’Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, bu lezzetlerin şöhretinin tanındığını belirterek, “Şu ana kadar içip de memnun kalmayanı görmedim. Kahvenizi yudumlarken güzel manzaranın da tadını çıkarıyorsunuz. Kozan şehri, tarımı ve portakal bahçeleri ile de ünlü. Aşağı indiğimiz zaman önemi büyük olan bir manastırı gezebiliyoruz. Daha aşağıda Osmanlı çarşısını, Memluk Camisi’ni, konakları gezebiliyorsunuz. Yine 5 kilometre kuzeye gittiğimizde baraj gölünü, sosyal tesisleri gezebiliyorsunuz. Doğa yürüyüşü yapabiliyorsunuz, tekne turu yapabiliyorsunuz” dedi.

PÜF NOKTA: KARIŞTIRMAKİşletme görevlisi Metin Karlı ise bitkileri özenle topladıktan sonra kavurduklarını, ezdiklerini ve kahve haline getirip sütle karıştırarak vatandaşlara sunduklarını kaydetti. Hafta sonları ve akşamları kalede kalabalık yoğunluklar oluştuğunu anlatan Karlı, yoğunluk olduğu günlerde bardağı 5 TL’den ortalama 300 bardak kahve satışı yaptıklarını dile getirdi. Menengiç kahvesi yapmanın incelik gerektirdiğini vurgulayan Karlı, “Vatandaşların çoğu evde yapmayı denediklerinde istedikleri şekilde yapamıyorlar. Çünkü menengicin kavanozunu açtıkları zaman karıştırmadan yağlı bölgesini alıyorlar, o da tadını bozuyor. Biz sürekli karıştırıyoruz, karıştırarak yapıyoruz menengici. Süt koyuyoruz cezvemize, süt kaynadıktan sonra da menengiç koyuyoruz, onu karıştırarak şekerli, şekersiz, sade suyla da yapabiliyoruz ama halkımız sütle talep ettiği için genelde sütle yapıyoruz” diye konuştu.Karlı, menengiç kahvesinin 10 gramında 7.3 gram oranında demir, potasyum, magnezyum, kalsiyum, A, B, B1, B2, B6 vitaminleri bulunduğunu, keçi boynuzunun ise yoğun oranda K vitamini ve potasyum içermesi nedeniyle enerji verdiğini aktardı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan ile röp.görevli Metin Karlı ile röp.Kozan görüntüleriDron çekimleriKahve yapımıGenel ve detaylar

Haber-Kamera: Nuri PİR- Eser PAZARBAŞI/KOZAN(Adana),

===================================

Ayağı kırılan atının başında ağlayan jokey: Göz göze geldiğimizde çok üzüldüm ADANA’da, kum pistte koşulan Tarsus Ziraat Odası Başkanlığı Koşusu’nda, son 400 metreye girilirken İngiliz atı ‘Hazeleyes’in ayağı kırıldı. Jokey Sadettin Boyraz, atın önünde diz çökerek gözyaşlarını tutamadı. Boyraz, “O an Hazeleyes ile göz göze geldik. Gözlerinde ‘Bize ne oldu?’ der gibi bir ifade vardı. Yaşadığım şok ve atın bakışlarını görünce çok üzüldüm” dedi.

Yeşiloba Hipodromu’nda 15 Mart Pazar günü kum pistte koşulan Tarsus Ziraat Odası Başkanlığı Koşusu’nda Hikmet Kızılca’nın 4 yaşındaki İngiliz atı Hazeleyes, son 400’e girilirken sakatlandı. Jokey Sadettin Boyraz, attan indiğinde Hazeleyes’in ayağının kırıldığını gördü. Atın başında diz çöken Boyraz, gözyaşlarını tutamadı. Bu anları gören yarışseverler de duygulandı. Çıktığı yarışın 10’undan 5’ini birincilikle tamamlayan, diğerlerinde ise 2’nci ve 3’üncü olan, gelecek vadeden İngiliz atı Hazeleyes, ön sağ ayağındaki kırık nedeniyle uyutuldu.

KIRIK AYAĞIYLA 100 METRE KOŞTUKoşuda yaşanan kazayı anlatan Boyraz, geride olmalarının daha ciddi bir kazaya yol açmamasını sağladığını belirterek, “Yarış başladıktan sonra son 600’e gelirken atım biraz geride kaldı. Yarışın içine girmeye başladıktan sonra şanslı bir pozisyondaydık. O sırada atın ayağında bir sorun olduğunu hissettim ve yaptıktan sonranda ayağının kırıldığını fark ettim. O da düşmemeye gayret gösterdi. Hazeleyes ile birlikte 100 metre ilerledikten sonra zor durabildik” dedi.

‘GÖZLERİNDE ‘BİZE NE OLDU?’ DER GİBİ BİR İFADE VARDI’Hazeleyes’in ayağının kırıldığını gördüğünde duygusal anlar yaşadığını ifade eden Boyraz, “Bu gibi durumlar yarışçılığın içinde az da görülse olağan şeyler. Biz onları sadece at olarak görmüyoruz. Atlar bizim ailemizin birer parçası. Her gün onların sırtındayız. O kadar hisli hayvanlar ki; bizimle bütünleşiyorlar. Olayın yaşandığı sırada attan indikten sonra Hazeleyes ile göz göze geldik. O anda gözlerinde sanki ‘Bize ne oldu?’ der gibi bir ifade vardı. Hem yaşadığım şok hem de atın bakışlarını görünce çok üzüldüm ve sinirlerim boşaldı” diye konuştu.

‘ÇOK DEĞERLİ VE BAŞARILI BİR ATTI’Her atın bir maddi değeri olduğunu, ancak kendilerinin paha biçemediğini kaydeden Boyraz, “Her at bizim için değerli. Hiçbirinin nalına zarar gelmesini istemeyiz. Hazeleyes de çok değerli ve başarılı bir attı. Geçtiğimiz çok başarılı yarışları vardı. Bir süre ara vermişti ancak yaptıktan sonranda kondisyon açığını kapatmıştı. Son yarışında ona çok güveniyorduk. Kazanabileceğimiz bir yarıştı. Atlar ayakları kırıldığında maalesef iyileştirilemiyor ve uyutulmak zorunda kalıyorlar. Tüm ekibe geçmiş olsun diliyorum” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Yarış esnasında atın ayağının kırılmasıHipodromdan genel ve detaylarJokey Sadettin Boyraz ile röp.

Haber-Kamera: Rüşan Anıl ATAR – Eser PAZARBAŞI/ ADANA,===========================================

Gümüşhane’de özel ekipler, yurt dışından dönenleri takibe aldı GÜMÜŞHANE’de koronavirüs önlemleri kapsamında oluşturulan özel ekipler, umre ve yurt dışından döndükten sonra, 14 gün kuralına göre izole edilen vatandaşları, evlerinde kontrol ediyor.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Gümüşhane’de özel ekip oluşturuldu. Gümüşhane Valisi Kamuran Taşbilek’in talimatıyla her ilçede oluşturulan ekipler, umre ve yurt dışından döndükten sonra 14 gün kuralına göre izole edilen vatandaşları, evlerinde kontrol ediyor. Kent merkezinde polis, köylerde ise jandarmadan oluşan ekipler, sağlık çalışanlarıyla birlikte çat kapı evlerde kontrollerde bulunuyor.

Maske ve eldiven takarak önlem alan ekipler, gittikleri evlerde güvenli mesafede durarak bilgilendirme yapıyor. Ekipler, evlerinde izole olan vatandaşları dışarı çıkmamaları, çıkmaları halinde Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince haklarında yasal işlem yapılacağı, evlerinde alması gereken tedbirler, misafir kabul etmemeleri yönünde bilgilendiriyor. Özel ekipler, yurt dışından geldiği tespit edilen vatandaşları da evlerinde denetliyor. 

Görüntü Dökümü———————–Özel ekipten detaylar-Vatandaşlara uyarı yapan ekiplerden detaylar-Detaylar

Haber-Kamera: Sinan  UÇAR/GÜMÜŞHANE, –

==================================

Sosyal hayatın kısıtlanmasıyla ekmek talebi yüzde 35 arttı 

KORONAVİRÜS tedbirleri kapsamında vatandaşların zorunlu olmadıkça evde kalmaları istenirken, ekmekte de talep patlaması oldu. İlk gün talebe hazırlıksız yakalanan fırıncılar, iki vardiya çalışmaya başladı. Antalya Fırıncılar Odası Başkanı Mustafa İnce, normal günlere oranla yüzde 35 talep artışı yaşadıklarını söyledi.

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok kısa sürede tüm dünyaya yayılan ve 8 binin üzerinde kişinin ölümüne yol açan koronavirüsün, Türkiye’ye gelmesinin ardından İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine ‘Koronavirüs Tedbirleri’ kapsamında 16 Mart Pazartesi günü, genelde gönderdi. Genelge ile alınan önlemler kapsamında, sosyal hayatın kısıtlanması kararı alındı. Bunun üzerine bir çok iş yeri faaliyetini durdururken, özel işletmelerin birçoğu da personelini evden çalışmaya yönlendirdi. Turizm kenti Antalya’da da iş yerlerinin birçoğunun kapalı olduğu, açık olanların ise yemek hizmeti veren işletmeler olduğu, sadece eve servis yaptığı görüldü. Vatandaşların gerekmedikçe dışarı çıkmayıp, evde kalmaları siparişlerin artışına neden oldu. 

Vatandaşların özellikle evde vakit geçirmesi nedeniyle, ekmek satışlarında da beklenmedik bir artış yaşandı. Dün ve önceki akşam marketlerde ekmek bulamayan vatandaşlar, fırınlardan stok yapmak için ihtiyaç fazlası ekmek aldı. Fırıncılar ise beklenmedik bu talebe hazırlıksız yakalandı.

‘EKMEĞİ FIRINDAN ALIN, NE KADAR AZ EL DEĞERSE O KADAR İYİ’Antalya Fırıncılar Odası Başkanı Mustafa İnce, ekmeğin ihtiyacı karşılamadığı yönünde oluşan algının doğru olmadığını, sadece fırıncıların talebe hazırlıksız yakalandığını anlattı. Başkan İnce, virüse karşı tüm fırınlarda çalışan personele eldiven ve maske takma zorunluluğu getirdiklerini ve sık sık denetim yaptıklarını söyledi. Ekmeğin fırından çıkıp market ve bakkallara ulaşana kadar çok uzun bir yolculuğu olduğunu, bu anlamda ekmeğe daha az temas olması için önerileri bulunduğunu ifade eden İnce, “Vatandaşlara ekmeklerini fırınlardan almalarını tavsiye ederim. Normal zamanlarda bakkallardan alanlar var bir şey diyemem ama ekmek yıkanmadan yenen bir şey, o yüzden ne kadar az el değerse o kadar iyidir” dedi.

TALEP YÜZDE 35 ARTTI3 gün sorun yaşadıklarını ancak duruma hemen el attıklarını ve tüm fırıncılarda, 8’er saatlik iki vardiya halinde çalışma düzeni oluşturup ihtiyaca karşı önlem aldıklarını anlatan Başkan İnce, Antalya genelinde fırın işletmesi olarak ihtiyacın çok üzerinde olduklarını söyledi. Fırıncıların gece de açık olduğunu ve gelen talepleri karşıladığını ifade eden İnce, şöyle konuştu: “İhtiyaç olursa 3’üncü vardiya da işleme alınır. Sokaklarımız Ramazan ayında olduğu gibi boş. Okullar tatil, işletmeler kapatıldı. İnsanlar da evden çıkmayınca ciddi oranda ekmeğe talep oldu. Yüzde 35 yükseldi talep. Belki bu oran yüzde 40’ları da görebilir. Bu sıkıntı değil de insanların 10 yıldır düşük kapasiteli çalışmaya alışmasından kaynaklandı. Ekmek ham maddesinde de bir sıkıntı yok. Antalya il merkezinde günlük 1 milyon 250 bin ekmek üretiyoruz.”

‘GÖREVİMİZİN BAŞINDAYIZ’Merkez ilçelerden Muratpaşa’da 14 yıldır fırın işleten Ali Danış da ekmeğe talebin arttığını söyledi. Vardiyalı çalışmaya başladıklarını anlatan Danış, “İnsanlar evlerine kapanınca ekmek talebi yüzde 35 arttı. Talebi karşılıyoruz. Biz görevimizin başındayız. Kendi çapımızda hijyen kurallarına uyuyoruz. Vatandaşlarımıza ekmeğe dokunmadan gözle seçmelerini tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Başkan Mustafa İnce ile röpEkmek hazırlanırken detay görüntüFırından detay görüntülerEkmeklerden detay görüntülerİki tane fırıncı ile röpVatandaş Mustafa Günseven ile röpVatandaş Gürsel Gencer ile röpVatandaş Diana Mutlu ile röpDetaylar

HABER: Alparslan ÇINAR- KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,  

================================

İneğe sazlı sözlü doğum

AYDIN’ın İncirliova ilçesinde, besicilik yapan Murat Şayık’ın (40) buzağısı, sazlı sözlü dünyaya geldi. Veteriner Okay Şayık’ın yaptırdığı doğum anı, cep telefonuyla kaydedildi.

Kırsal Hacıaliobası Mahallesi’nde hayvan çiftliği olan Murat Şayık, 11 Mart Çarşamba günü arkadaşlarıyla çiftlikte sazlı sözlü eğlence düzenledi. Eğlence sırasında ‘Gizem’ isimli ineğin doğum yapacağını fark ederek, hemen veterinere haber verdi. Veterinerin gelmesiyle doğum sürecine başlandı. Yeni yavruya sevinen Şayık, eğlenceye devam ederken, buzağı ise sazlı sözlü dünyaya geldi. Erkek buzağıya, sazı çalan Müslüm Karaduman’ın adı verilirken, o anlar ise cep telefonuna kaydedildi.

‘HİÇ BÖYLE BİR DOĞUM YAPTIRMADIK’Büyükbaş çiftliğin sahibi Murat Şayık, buzağının sağlıklı şekilde dünyaya geldiğini belirterek, “Arkadaşlarla çiftlikte oturuyorduk. Bir arkadaşımız saz çalıyordu. İneklerimizden birinin o an doğum yaptığını fark ettik. Çalan sazı da kesmedik, sazlı sözlü bir doğum yapılsın dedik. Veteriner hekimi çağırarak, doğurtma işlemini gerçekleştirdik. Çalan saz eşliğinde ineğin de gayet rahat olduğunu gördük. Doğan buzağının cinsiyetinin erkek olduğunu görünce buzağıya, sazı çalan arkadaşımızın ismi olan ‘Müslüm’ adını verdik. Güzel ve olağanüstü bir şey oldu, çok eğlenceliydi. Şu ana kadar hiç böyle bir doğum yaptırmadık ve hiç denk gelmedim” diye  konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: İneğin sazlı sözlü doğum anı cep telefonu görüntüsüBuzağının ve çiftliğin görüntüsüMurat Şayık röp 

Haber- Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,  

 

Koronavirüs kaç can aldı? Hangi ülkede kaç kişi koronavirüs nedeniyle öldü?

Koronavirüs nedir? Coronavirus belirtileri nelerdir? Koronavirüs tedavisi nasıl yapılır? Koronavirüs hakkında merak edilenler ve sıkça sorulan sorular

Kaynak: DHA

Lunabit139.com

betboo 550 güvenilir yeni giriş adresi bu seçildi.



You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir